Bugun...
Bizi izleyin:



SAKARYA’DA CHP ve SOL (2)

Tarih: 28-11-2017 08:59:10 Güncelleme: 29-11-2017 11:41:10 + -


Dosyamızın ilk söyleşisini Necdet Çakar ile yaptık. Kendisi Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) uzun yıllar İl Başkanlığı, Belediye Meclis Üyeliği, milletvekili adaylığı yapmış bir isim.


SAKARYA’DA CHP ve SOL (2)

Dosyamızın ilk söyleşisini Necdet Çakar ile yaptık. Kendisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nde uzun yıllar İl Başkanlığı, Belediye Meclis Üyeliği, milletvekili adaylığı yapmış bir isim. Mikrofonu kendisine uzatıyoruz.

 

MedyaYazar: Grafikler ve tabloları birlikte inceledik. Sizce bu tablonun oluşmasına neden olan faktörler nelerdir? Gelinen noktada CHP neden bu halde ?

Öncelikle Sakarya’da siyaset yapma biçimi ve anlayışında parti içi yarışların partinin yapısına ciddi zarar verdiğini ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. En son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim; sorunu kendimizde aramak gerekiyor.

Belki de ilk vurgulanması gereken şeylerin başında CHP olarak Sakarya’da çok uzun süredir lider, sürükleyici isimler çıkaramıyor olmamız geliyor.. Hatırlarsak şimdi aramızda olmayan Cemal Sakarya gibi, Ünal Ozan gibi yakın zamanda kaybettiğimiz Selçuk Gedikli gibi lider figürler artık partimizde yok. Yerlerine yeni insanlar da çıkarabilmiş değiliz. Bu isimleri anmamın nedeni özellikle bu insanların hem örgütlenme biçimi, hem de şehrin kırsal seçmeniyle kurdukları ilişkilerin benzerini kurabilen kadroları üretememiş ve hali hazırda üretemiyor olmamız. Bu tür isimlerin yokluğuna parti örgütlerinin yetersizliğini de ekleyince seçmenle bağı zayıflamış bir parti yapısı ortaya çıkıyor. Bizim parti kültürümüz, üyelerimizin nedense ancak kongre zamanları köylere gitmesine neden oluyor. Aynı insanlar seçim dönemleri aynı özveriyi gösterip aynı yerlere gitmiyor. Acıdır ki, seçim süreçleri bile bizi kongrelerimiz kadar heyecanlandırmıyor.

Bu tablodaki en önemli dışsal faktör ise 80 sonrası ekonomik uygulamalar neticesinde şehrin kırsal bölgeden aldığı göç. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Sakarya’da da sol bu kente göçen kırsal nüfusu kapsayamadı. Kent içinde tutunabilmek için kırsal değerlere ve etnik, dini kimliklerine sımsıkı sarılan bu seçmen kesimi, kendi ifadesini milliyetçi ve muhafazakar partilerde buldu. Biz sol olarak bu insanların sosyal haklarına, kentte tutunma süreçlerine yeteri kadar sahip çıkamadık ve Sakarya’da özellikle bunun sonucu olarak sağ-sol oylar arasındaki makas sağ lehine hızla açıldı.

Eskiden beri söylenir ve herkes bilir; Sakarya kozmopolit yapısı ile seçim sonuçları ile Türkiye tablosunu yansıtır. Sağın yükseldiği Türkiye’de Sakarya’nın bundan nasibini almamış olması mümkün değil. Ama yine şunu söylemek gerekiyor ki Sakarya’dan Türkiye’ye bakarsak ülkenin kazanıp kazanmadığını da doğru değerlendirebiliriz. Sakarya ülkemizdeki belki de en şanslı kentlerden biri. Birden fazla iklimde yetişen ürünlerin aynı anda yetişebildiği, verimli toprakları olan, İstanbul’un yanı başında bir il. Kaplıcaları, göle ve denize kıyısı olan, yeşili bol bu il, bakıyoruz ki iktidar tercihi nedeniyle sanayinin tahribatına açılmış durumda. Düşünün ki Vagon Fabrikası olup, düz bir ovanın üstüne kurulduğu halde raylı sitemi şehir içinde kullanmayan bir il burası. Biz ise sosyal demokratlar olarak bunları insanlara anlatmak yerine tüm enerjimizi birbirimize karşı tüketiyoruz.

Bir diğer sıkıntı özeleştiri mekanizması bir türlü bizde işlemiyor. Kongre sürecine giriyoruz ve örgütlerimizi yenileyeceğiz ama başarısız görülen alanlarla ilgili hiçbir yönetim çıkıp bunları ifade etmiyor. Oysa yöneticilerimiz çıkıp açık açık “şunlarda başarısız olduk”, “yapamadık” diye anlatmalı. Ve bu deneyimleri üyelerle paylaşmalı ki, hep birlikte ”daha iyisini nasıl yapabiliriz”i konuşabilelim.

Bugün sokağa çıktığınızda halkın iktidardan bıktığını gözlemlersiniz. Olması  gereken muhalefetin bu insanların güvenini sağlamanın yolunu bulması. Bulamıyorsak kabahat hepimizdedir. Biz eğer kongre sürecimizde birbirimizi kırmadan-dökmeden tartışıp sorunlarımızı anlayabilir politikalarımızı üretebilirsek seçmenin güvenini kazanmamak için hiçbir neden yok.

Tabi bu sadece yerel çabalar ile olacak bir şey değil. Siyaset bir risk alma işi ve bence liderlerimiz yeterince risk almıyorlar. Mesela ülke çapında tartışılan “dar bölgeli seçim sistemi”nin Sakarya’ya nasıl etki edeceğini henüz bilmiyoruz. Belki yeni düzenleme Sakarya’dan milletvekili çıkarılamamasına neden olacak. Bizim şu an konuşmamız gereken kimin ilçe başkanı olacağından daha fazla bu riski de düşünüp “partiyi nasıl büyütebiliriz” olmalı.

 

Peki bu tablonun değişmesi için sizce CHP’nin Sakarya’da özel olarak odaklanması gereken bir coğrafi bölge veya bir toplumsal kesim var mı ?

Burada önce iktidarın Sakarya’ya yaptıklarını değerlendirmek gerekiyor. Sakarya giderek gençlerin daha sağlıklı, daha iyi yaşayabileceği bir kent olmaktan çıkıyor. Önceleri tarıma dayalı ve İstanbul’un gıda ihtiyacını karşılayabilir bir kentken bu özelliğimizi giderek yitiriyoruz. İktidarın şehrin geleceğine dair uygulamalarından en çok etkilenen ilçelerde yoğun çalışmak gerekiyor. Hatta ezberlerden kurtulup Akyazı gibi Taraklı gibi az oy alıp zayıf göründüğümüz ilçelerde çalışmak gerekiyor. Çünkü iktidarın politikaları oy deposu olarak gördüğü bu ilçelerde yaşayanların yaşamını giderek güçleştiriyor.

Bir diğer önemli konu üniversite. Sakarya’da ciddi bir üniversite nüfusu var ama iktidarın hem bu gençlerin gelişimi hem de bu gençlerin potansiyelinden kentin yararlanması gibi bir derdi yok. Düşünce dünyaları açısından da bunu yapmalarını ben mümkün görmüyorum. Düşünün ki Serdivan gibi üniversitelilerin okuduğu ve yaşadığı bir ilçede büyük bir kütüphane yok, böyle bir şey olabilir mi?

 

Sapanca Gölü’nün korunması gibi bir derdimiz olmalı ve bu gölün ne kadar önemli olduğunu şehirde yaşayanlara anlatmalıyız. Sakarya’nın verimli arazileri tamamen imara açılıyor. Her gün deprem tehlikesi ile yaşayan bir kentken toplanma alanlarımız dahi risk altında. Sağ iktidarlar doğalarına uygun biçimde tamamen her şeyi nasıl ranta dönüştürebiliriz ona odaklanmış durumda. Bizse kendi çözümlerimizi insanlara anlatmak, bunları anlatırken de toplumun yitirdiği değerleri kendilerine hatırlatmamız gerekiyor. Her şey paradan ranttan ibaret olmamalı.

 

Son olarak örgütlenme modelimizi baştan aşağı değiştirmemiz gerekiyor. İddia ediyorum 1 yıl hiçbir şey yapmayıp sadece örgütsel yapımızı düzeltebilsek bile alacağımız oy da çok ciddi artış olur. Söz gelimi seçime giriyoruz. Seçime girdiğimiz bölgelere dair elimizdeki verileri yeterince kullanmıyoruz. Oysa bir köyde dahi seçmen yapısını seçmen tercihlerini analiz edip ona uygun çalışma yapmak durumundayız.

 

Son olarak şunu sormak istiyoruz. Özellikle kongre süreçlerinde yahut seçimler öncesi biliriz ki CHP’de adaylık tartışmaları başlar ve bu tartışma hep isimler üzerinde döner. “Şu” mu olsun “bu” mu ? Sizce temsil edecek ismin kim olacağı tartışmasında kimi kriterler olması gerekmez mi ? Ya da şöyle soralım Sizce CHP’yi temsil edecek aday nasıl olmalı, hangi özellikleri taşımalı?

İlk olarak şunu söylemek gerekiyor, seçim dönemi aday bulunmaz. Bu alışkanlıktan vazgeçmek gerekiyor. Aday olacak, temsil edecek kişinin daha önceki bulunduğu her yerde kimi görevler temsilcilikler yapmış olması gerekiyor. Bu daha ilkokulda sınıf başkanlığı ile başlar. Bu kişilerin kendi düşünce dünyasına uygun derneklerde kurumların içinde çalışmış yükselmiş olması gerekir. Siyaset ve temsil tecrübesini buralardan kazanıp gelmiş olması gerekiyor.

Örnek vermek gerekirse,benim yaşadığımı yerde mesela, Serdivan’da aday olacak kişinin yaşadığı bölgedeki insanların, yurttaşların haklarını savunan mücadelelerin içinde olması gerekiyor, ayrıca insanların sevinçlerinde üzüntülerinde yanlarında olmak, dayanışma göstermek iletişim kurabilmek için çok önemli. Aday olacak kişi bütün bu süreçlerin içinden süzülüp gelmeli. Halk içerisinde sürekli yapılan anti-sol propagandanın etkisini kırabilmek için güçlü yerel ilişkiler çok önemli.

Bitirirken tekrar ifade etmekte fayda görüyorum. Dönüp baktığınız zaman yaşadığımız olumsuz şeylerin felaketinin sorumlusu, ülkeyi yöneten sağ iktidarlardır. Bizim sahiplendiğimiz Cumhuriyetin kuruluş süreci, ülkemize Sümerbank’tan Etibank’a çok önemli kurumlar, kuruluşlar miras bıraktı. 1950’den sonra ülkeyi yöneten sağ iktidarlar bu mirası adım adım tükettiler. Şu an hala ayakta olan İş Bankası bile kuruluş döneminin eseridir. Hatta ara ara CHP’nin burada hissesi olduğu söylenir, halbuki burada parası falan yoktur CHP’nin. Bunları anlatmaktan vazgeçmememiz gerekiyor. Anlatabilirsek kazanırız.

 

Hatırlamak gerekiyor. Benim de Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptığım 1989 yılında biz Sakarya’da bir dizi belediyeyi kazandık. Adapazarı’nı rahmetli Ünal Ozan ile kazandık, Hendek Belediyesi’ni Kamil Kamışoğlu ile, Sapanca’yı Osman Nuri (Erdoğan)  bey, Kaynarca’yı Vedat (Yazgan) bey, Söğütlü’yü Remzi Bölükbaşı ile Karasu’yu Selahattin (Tatlı) abi  ile kazandık. Pamukova’da Bedri abi (Aytaç) ile kazandık. Serdivan’ı, Erenler’i kazandık. Demek ki Sakarya halkı sola kapalı değil. Bizim eksikliğimiz var. Kazanamıyorsak bizim kabahatimiz.

Biz ne yaptıysak kendimize yaptık. 1994’de bizi sağ yenmedi, biz kendi kendimizle kavga etmekten İstanbul’u, Ankara’yı ellerimizle verdik. Bugün ülkeyi yönetenler iktidarda ise bunu hazırlayan biziz.

 

Geçmişte MSP gibi, MHP gibi insanların aileleri büyük ölçüde Adalet Partili ailelerdi. Şimdi bu dönemdeki genç insanlar büyüklerinin yerine geçtiler. Bugün artık merkez sağ partiler kalmadı. Ya da bir başka ifade ile Türkiye’nin merkezi fazlasıyla sağa kaydı.

 

Ama umutlanmak için hala çok fazla neden var. Yakın dönemde Serdivan’da referandumda çalışmış bir insan olarak umutlu olmamak için hiçbir neden görmüyorum. Yakın zaman içinde bunu yaşamış olarak söylüyorum, insanlarla iletişim kurar, çalışmalarımızı stratejilerimizi doğru planlarsak kazanmamamız için bir neden yok.

 

Son olarak bugün yapmamız gereken birbirimizi kırmadan,eleştiriyi yapıcı olarak algılamak, birlikte en doğruyu bulmamız gerekiyor. Birbirimizden korkmamıza gerek yok. Birbirimizin rakibi değil, aynı partinin üyesiyiz. Geçmişte benimde bir dizi hatam olmuştur. “Keşke bugün imkanım olsa, daha iyisini yapardım” diyorum. Bunca yılın sonunda “Bugün olsa beni en çok eleştiren insanlarla birlikte çalışırdım” diyorum.

Çok teşekkür ediyoruz Necdet ağabey.

 
YARIN:
Ergün Özkan: "CHP emek eksenli bir politik hatta geri dönmeli"

ÖNCEKİ BÖLÜM:




Editör: MY



Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER DOSYA Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Serdivan toz içinde...
    Serdivan toz içinde...
  • Bir zamanlar Sakaryaspor...
    Bir zamanlar Sakaryaspor...
  • Yaşamın Kıyısındakiler
    Yaşamın Kıyısındakiler
  • 1.HIDIRELLEZ KARAGÖL YAYLASI TURİZM ŞENLİĞİ YAPILDI
    1.HIDIRELLEZ KARAGÖL YAYLASI TURİZM ŞENLİĞİ YAPILDI
  • Adapazarı'nda 19 Mayıs Coşkusu
    Adapazarı'nda 19 Mayıs Coşkusu
  • NİSAN'DA KAR YÜRÜYÜŞÜ
    NİSAN'DA KAR YÜRÜYÜŞÜ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • İKSV Kültür Sanat Kart ile Konuyu Değiştir - Metrobüs
    İKSV Kültür Sanat Kart ile Konuyu Değiştir - Metrobüs
  • Şiddete karşı kör müyüz?
    Şiddete karşı kör müyüz?
  • İşçi karıncaların orijinal sesleri...
    İşçi karıncaların orijinal sesleri...
  • Canlı bombaların görüntüleri ortaya çıktı
    Canlı bombaların görüntüleri ortaya çıktı
  • GÜNÜN ANİMASYONU: Tom’un sırrı
    GÜNÜN ANİMASYONU: Tom’un sırrı
  • Grup Yorum'un yeni albümü çıkıyor
    Grup Yorum'un yeni albümü çıkıyor
VİDEO GALERİ
YUKARI