Bugun...
Bizi izleyin:



Sakarya'da CHP ve SOL (11)

Tarih: 08-12-2017 09:57:39 Güncelleme: 09-12-2017 13:03:39 + -


Dosya konuğumuz Atatürkçü Düşünce Derneği'nin önceki şube başkanı Erol Aydın. Adapazarı İlçe Başkanlığı için adaylığını açıklamadan önce yapılan söyleşide, partinin bugünkü durumuna ilişkin görüşlerini dile getirdi..


Sakarya'da CHP ve SOL (11)

MedyaYazar: Grafikler ve tabloları birlikte inceledik. Sizce bu tablonun oluşmasına neden olan faktörler nelerdir? Gelinen noktada CHP neden bu halde?

Erol Aydın: Şunu söyleyerek başlayayım. 2002’den öncesi ve sonrasını ayırmamız gerekir. 1980 ile 2002 arası daha çok 12 Eylül’ün etkisinin hissedildiği bir dönem. 2002 sonrası ise AKP iktidarında geçen bir dönem. Güç kaybımızın en önemli nedeninin emekçilerinin örgütlülüğüne yapılan müdahale olduğunu düşünüyorum. 80 öncesi sosyal demokratların en güç aldığı kesim örgütlü emekçi kitleler, sendikalar idi. Taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırılma ile en önemli desteğimizi etkisizleştirdiler. AKP döneminde bu katlanarak arttı. Sendikasızlaşmanın yanı sıra taşeronlaştırma istisnadan iş yaşamının bir parçası haline dönüştü. Kadrolu işçiler emekli oldukça ya da kimi örneklerde işten atıldıkça yerini taşeron işçiler aldı. Güvencesiz hale gelen emekçiler hem iş kaybetme korkusu nedeniyle olan bitene daha az ses çıkarmaya başladılar hem de örgütlü güçleri parçalandıkça pazarlık güçleri azaldı. Ses çıkaramadıkça daha da zayıfladılar. Bu sarmal sosyal demokratları da fazlasıyla etkiledi. Bunun etkisi sadece bizim oy kaybımız olmadı ne yazık ki. Bir de bunun toplumsal sonuçları var. Onları da şu an yaşıyoruz. Adaletin olmadığı, hukuktan bahsedilemeyen, eşitliğin konuşulmadığı bir ülke haline geldik.

 

-Peki bu söylediğiniz işçi kenti olarak kısmen Sakarya için etkili olsa da, 2002 sonrası düşüşü sadece bununla açıklayabilir miyiz ?

Burası Marmara bölgesinin en çok göç alan illerinden bir tanesi. Alınan göç bir taraftan buradaki siyasal dengeyi bozarken gelen nüfus da büyük ölçüde taşeron olarak istihdam edildi. Bu konuya biraz önce değindim. Bir de partinin kırsal kesimle bağlarının kopmuş olmasını ve buraların tamamen AKP’nin etkisine bırakılmış olduğunu ilave etmeliyim

 

-Siz hep dış etkenleri söylüyorsunuz. Sizce hiç sosyal demokratlardan kaynaklanan bir nedeni yok mu güç kaybının?

Tabi ki var. Mesela dışarıdan talep ettiğimiz demokrasiyi, parti içinde yeteri kadar uygulayamıyoruz. Bugünden bahsedelim; kongre sürecine girdik. Kongrelerin çarşaf liste ile yapılmasını talep ediyoruz. Ama dikkate alınmıyor. Ek olarak seçmenle iletişim iyice zayıflamış, örgüt hareketsiz kalmış. Yönetimlerimizin yerel sorunlara da yeteri kadar eğildiğini söylememiz mümkün değil. Sakarya’da yaşıyoruz. Şehirde bir dizi problem var. Bir örnek vereyim hemen. Mesela engelliler için yol yaptık dediler. Ben bile kullanamıyorum yolu, engelliler nasıl kullansın. Yaşadığımız 1999 depreminden sonra kentin yeniden inşası şansımız vardı. Ama yapılabildi mi? Hayır. Sadece aynı yollar 10 kere kazıldı, tekrar yapıldı. Hala kazılmaya da devam ediliyor üstelik. Bunlarla ilgili de etkili biçimde yerel muhalefet yapabildiğimizi düşünmüyorum.

 

-Peki bu tablonun değişmesi için ne yapmak gerekiyor? CHP’nin Sakarya’da özel olarak odaklanması gereken bir coğrafi bölge veya bir toplumsal kesim var mı?

Bence odaklanmamız gereken öncelikli kesim kırsal kesim. Konuştuğunuzda sorunları ile ilgilenilmediğini söyleyen kesim büyük ölçüde  tarımla uğraşan, çiftçilikle uğraşan kesim. Adapazarı’nda ikamet oranına bakarsanız nüfusun yarıdan fazlası kırsal kesimde yaşar. Tabi ben Korucuk, Camili, Karaman’ı da kırsal bir bölge olarak görüyorum. Şehir merkezinde çalışan insanların bile kır ile bağı devam eder burada. Zaten işçi olanların bir kısmının artık tarım ve hayvancılıktan geçimini sağlayamadığı için arazisini bırakıp işçi olarak çalıştığını görürsünüz. Düşünün eti ithal eder hale geldik. Hayvancılığa destek kesilmiş. Mazot 5 TL’yi geçmiş. Daha geçen gün gazetede okudum. Mazot yatlara 2 TL’ye veriliyormuş oysa. Bunları daha yüksek sesle dillendirmemiz ve çözüm önerilerimizi insanlara anlatmamız gerekiyor. Çiftçinin kullandığı mazotta ÖTV’nin kaldırılması gerektiğini mesela ısrarla talep etmeye devam etmemiz gerekiyor. Köylüler için kooperatifleşme örneklerini gündeme getirmemiz gerekiyor. Bakın Ovacık’ta belediyenin önayak olması ile kooperatif kuruldu. Ürünlere ülkenin her tarafından talep var. Hopa’da işçiler çay fabrikasını aldılar, kendileri çay üretiyorlar. Aslında başarılı örnekler var, yok değil ama bu örnekleri çoğaltmak gerekiyor. Ecevit döneminde Köy-Kop’lar,  süt kooperatifleri vardı. Solcular ülkenin köylerini kooperatifler ile örmüşlerdi. Birilerinin işine gelmediği için bunlar yok edildiler. Tekrar geçmiş deneyimler ışığında üreticilere güncel çözümler önermeliyiz.

 

-Son olarak şunu sormak istiyorum. Özellikle kongre süreçlerinde yahut seçimler öncesi, biliriz ki CHP’de adaylık tartışmaları başlar ve bu tartışma hep isimler üzerinde döner. “Şu” mu olsun “bu” mu ? Sizce temsil edecek ismin kim olacağı tartışmasında kimi kriterler olmalı mı?

Bence şahısların hiç önemi yok. Sadece siyasi partiler için değil, demokratik kitle örgütleri için de bu geçerli. İsimlerin hiç önemi yok Ama partimizde maalesef bir grup insan için önemli olan delege, yönetici olmak. Sorunlara çözüm bulmak kaygısı daha geri planda. İsimlerin duyulması daha önemli. Nasıl bizden önce birileri yönettiyse, biz de yönetiriz tavrı var. Bir başka grup insan ise bizim parti için önerilerimiz, bir düşünce sistemimiz, ilkelerimiz var diyorlar. Bunu kim temsil edebilir, kim taşıyabilir önemli olan bu. İkincisinin doğru olduğunu düşünüyorum. İlkeleri önemsiyorum çünkü bizim partimiz sokakta üye yapan, kandil simidi dağıtan bir parti olmamalı. Muhafazakar bir parti gibi değil, sosyal demokrat bir parti gibi davranmalıyız. Yapmamız gereken yüzümüzü dışarı dönüp yerel sorunları, genel sorunları anlatmak. Şehrin altyapı sorunundan, ulaşım sorununa, öğrencilerin yurt sorunundan, kırsal bölgedeki sorunlara kadar çok fazla sorunla boğuşuyor insanlar. Bunları anlatacağız.

 

-Peki aday özelliklerine dair söyleyeceğiniz bir şey yok mu ?

Ülkenin sorunlarına ve yerel sorunlara duyarlı olmalı. Sorunları bilmeli ama bilmek yetmez, zaten sorunu herkes bilir. Çözüm önerilerini dile getirmeli. Ben bunun en önemli kriter olduğunu düşünüyorum. Aday yaşadığı yöreden kopuk olmamalı. Yönetimde iken örgütün görüşlerini alıp önerilerini onlarla paylaşım yaparak örgütü yönetmeyi becerebilmeli. Son olarak da parti içi demokratik işleyişe sadık olmalı. Bugün ön seçim konuşuyoruz. Ben ön seçimin bile yetersiz olduğunu bundan ziyade tüzüğün değiştirilerek üyelerle doğrudan seçim yapılması taraftarıyım. Konu dışına çıkmamak için burada bitireyim.

 

-Çok teşekkür ederiz.


YARIN: ALTUĞ BALCIOĞLU "2000'lerin başındaki stratejimiz, Sakarya'da krizden etkilenmiş muhafazakar yoksul kesim ile bağlarımızı zayıflattı"




ÖNCEKİ BÖLÜMLER
  

  

  




Editör: MY



DİĞER DOSYA Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Serdivan toz içinde...
    Serdivan toz içinde...
  • Bir zamanlar Sakaryaspor...
    Bir zamanlar Sakaryaspor...
  • Yaşamın Kıyısındakiler
    Yaşamın Kıyısındakiler
  • 1.HIDIRELLEZ KARAGÖL YAYLASI TURİZM ŞENLİĞİ YAPILDI
    1.HIDIRELLEZ KARAGÖL YAYLASI TURİZM ŞENLİĞİ YAPILDI
  • Adapazarı'nda 19 Mayıs Coşkusu
    Adapazarı'nda 19 Mayıs Coşkusu
  • NİSAN'DA KAR YÜRÜYÜŞÜ
    NİSAN'DA KAR YÜRÜYÜŞÜ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Ahmet Şık: Soylu haberi özel bir haber değil aslında
    Ahmet Şık: Soylu haberi özel bir haber değil aslında
  • İKSV Kültür Sanat Kart ile Konuyu Değiştir - Metrobüs
    İKSV Kültür Sanat Kart ile Konuyu Değiştir - Metrobüs
  • Şiddete karşı kör müyüz?
    Şiddete karşı kör müyüz?
  • İşçi karıncaların orijinal sesleri...
    İşçi karıncaların orijinal sesleri...
  • Canlı bombaların görüntüleri ortaya çıktı
    Canlı bombaların görüntüleri ortaya çıktı
  • GÜNÜN ANİMASYONU: Tom’un sırrı
    GÜNÜN ANİMASYONU: Tom’un sırrı
VİDEO GALERİ
YUKARI