Bugun...
Bizi izleyin:



Okullarda cinsel eğitim olmalı mı?

Tarih: 26-10-2017 10:08:31 Güncelleme: 26-10-2017 16:33:31 + -


Ülkemizdeki en bilinen sır olan cinsellik ne yazık ki tabu kabul edildiği ve doğru bir şekilde öğretilmediği için birçok sorunları da beraberinde getiriyor. Bu sorunları ve cinsel eğitimin nasıl olması gerektiğini EYKA Eğitim Merkezinden Eylem Karakaya ile görüştük.


Okullarda cinsel eğitim olmalı mı?

 Ülkemizdeki en bilinen sır olan cinsellik ne yazık ki tabu kabul edildiği ve doğru bir şekilde öğretilmediği için birçok sorunları da beraberinde getiriyor.

 Bu sorunları ve cinsel eğitimin nasıl olması gerektiğini EYKA Eğitim Merkezinden Eylem KARAKAYA ile görüştük.

Söyleşi: Serap ÖZER

 

-Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Adım Eylem Karakaya cinsel sağlık alanında hem eğitmenlik hem de aktivizm yürütüyorum. Hemşire kökenliyim. Aynı zaman da kadın doğum alanında yüksek lisansımı yaptım,   şimdi doktoramı yapmaya çalışıyorum. Cinsellik ve cinsel eğitim konusunda da artı bir formasyona sahibim. 15 yıl kadar bir sivil toplum kuruluşunda cinsel sağlık, üreme sağlığı alanında programlar yazma, eğitmenlik yapma koordinatörlük yapmak üzere çeşitli çalışmalarda bulundum. Şimdide hem kendi eğitim merkezim üzerinden çalışmalar yürütüyorum hem de Ardıç Dayanışma Derneği adında bir dernekle yeni yeni çalışmalar yapıyoruz.

 

-Okullarda cinsel eğitim vermenin öneminden bahseder misiniz? Bunun müfredatta yer alması önemli mi?

 Aslında bu çocuk okula ilk temas ettiği anda başlaması gerekir ama cinsel eğitim aslında çocuk doğduğu anda başlayan bir süreç. Anne babanın tutumu, yaklaşımı, kullandığı kelimeler, cinsiyet eşitliğine yaklaşımı ya da çocuğun beden bütünlüğüne, bedene gösterdiği saygı bütün bunlar cinsel eğitimin içerisinde

 Çocuk okulla yuva döneminde, anaokulundan önce temas ediyor ve o zamandan itibaren de cinsel eğitim okul formatında başlaması gereken bir şey. Bu çocuk için oyunlar olabilir, yine öğretmenlerin ya da oyun oynatan oradaki ablaların, bakıcıların hizmet sektöründe çalışan okul içindeki diğer personelin herkesin yaklaşımıyla yapılan aslında koca bir bütün cinsel eğitim. Tek bir dersle olacak bir şey değil çünkü az önce de dediğim gibi yani oradaki yerleri temizleyen, etrafı silen kişinin kullandığı kelimeler, yaklaşımı da cinsel eğitimin içinde, oradaki öğretmenlerin anlattığı konulardaki tavrı, bakışı çocuğa yaklaşımı da aslında cinsel eğitimin içine giriyor. O yüzden de bir yaklaşım olarak cinsel eğitimi değerlendirebiliriz bir de bilgi paylaşımı noktasında ise diğer dersler gibi bir ders olarak baştan sona kadar bir akım temel bilgilerin okutulacağı, verileceği, paylaşılacağı, bir alan olması gerekiyor.

Bu alan çocuğun gelişi özeliklerine ve yaş dönemine bağlı olarak tabi ihtiyacı buna göre değiştiği için her sene farklı konularda farklı modüllerle birlikte sunulması lazım.

Bu nasıl farklı konular? Farklı modüller?  Yuvadaki çocuğun ihtiyaçları ve soyut somut kavramları algılaması ve çocuğun öğrenme biçimi farklı ilkokuldaki çocuğun farklı, lisedekinin farklı o yüzden de her yaş dönemine özel daha enteraktif, ihtiyacına yönelik konuları süreç içerisinde dönemlere yayılarak verilebilmesi gerekiyor.

Bunun içerisinde siz çocuğun beden kavramını da koyabilirsiniz, çocuğa mahremiyet kavramını da koyabilirsiniz, sır, iyi sır kötü sır, dokunmak, karşı cinsi ayda cinsiyet algısını koyabilirsiniz. Bütün bunların her birini aslında ders içeriklerinde ayrı ayrı konuşabilirsiniz ve her birinin de bir nota bağımlı olmadan yaşama dair öğretilen konular olduğunda onlar daha büyük bir zevkle öğreniliyorlar ve daha büyük bir zevkle dinliyorlar ve hayatlarında da uygulamaya başlıyorlar.

Yaş ilerledikçe konular değişir, içerik artar ve vereceğiniz örnekler, materyaller değişecektir. Ama sadece yılda bir defa yapacağınız dersle, ayda bir konferans salonunda bir etkinlikle hayatına temas edemezsiniz. Sadece       ’’ ya evet keşke böyle bir konuda eğitim alsaydık’’ düşüncesi oluşturursunuz ki Türkiye'de şu anda yapılan uygulamalar da böyle.

 

-Bizde cinsel eğitim denilince akla ilk gelen porno oluyor, bu algıyı nasıl kırabiliriz?

 Cinsel eğitimin amacı; bir kere aslında cinsel eğitim çocuğa ya da topluma ne kazandırır ondan bahsedersek. Cinsel eğitim çocuğun, sadece çocuk için değil yetişkin için de geçerli bu, bireyin kendini tanımasını, kendi bedenini, kendi dünyasını kendi cinsiyet algısını, kendi duygularını anlamasını sağlayan önemli bir adımdır. Sadece kendisini tanımayacak aynı zamanda kendi dışındaki insanları da tanıyacağı için kendi bedenine duyduğu saygı kadar karşı tafrada saygı duymaya başlıyor.

 Oluşabilecek cinsel sağlıkla ilgili riskleri erken fark edecek cinsel istismar ve ihmali önlemeye yönelik önemli bir adımdır cinsel eğitim.  Çünkü bedene saygı, karşı tarafa saygı kabul etme, kavramları tartışma, kavramlar üzerinde yoğunlaşma cinsel eğitimin temel konularından bir tanesi. Kendimi kabul ediyorum, onu kabul ediyorum, kendi bedenimi koruyorum, onun bedenine saygı duyuyorum. Hastalıklara karşı önlemler alıyorum.

 Yaş dönemine bağlı bir takım riskler hayatta kaçınılmazdır. Bunun içerisine cinsel işlev ile ilgili risklerini de koyabilirsiniz, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları da ya da cinsellikle birlikte giden sosyal riskler, işte flört şiddeti, erken yaşta evlik, bütün bunlar cinsel eğitimin konusu. Ve cinsel eğitim aslında bir önleyici çalışma.  Sorunların gelişmesini engelleyici çalışma. O yüzden de topluma cinsel eğitimin aslında birleşme olmadığı, yatak odasını anlatmadığımızı ya da seksi anlatmadığımızı anlatabilirsek cinsel eğitimin ne demek olduğunu doğru bir şekilde aktarırsak, o zaman belki bu kadar toplumun temelindeki tartışmalar daha azalacaktır. Tabi bir takım gruplar, bir takım düşünce yapıları cinsel eğitimi seks eğitimi olarak aktardığı  ve o bakış açısıyla baktıkları için toplumdan da tam bir karşılık alamıyor cinsel eğitim.

 Bir taraftan da cinsellik kavramının toplum nezdinde yine seksle, yatak odasıyla ve vajina penis birleşmesiyle aynı algılanması da cinsel eğitme negatif bir tutum geliştirmeye neden oluyor.

 Hâlbuki kişinin ben kadınım, ben erkeğim demesi de, duygularını ifade etmesi de cinsellik, kendi bedeni ile ilgili yorum getirip ona müdahale etmesi, sevmesi hepsini koyabilirisiniz. Bütün bunlar cinsellik ve doğmadan önce başlayıp ölene kadar devam eden bir süreç. Ama toplumun içerisinde cinsellik nedir diye sorduğumuz zaman o bıyık altından gülmeler, sessizliğin altında yatan şey daha porno odaklı yani yatak odası yani sadece sevişme, sevişmenin içerisinde de ağırlıklı olarak vajina penis birleşmesi akla geliyor.

 

CİNSELLİK BAMBAŞKA BİR ŞEY

 Kırmamız gereken önemli bir algı cinsellik kavramı, cinselliğin bambaşka bir şey olduğu, bir varoluş olduğunu anlatmak ve yemek içmek kadar yaşamda elzem bir şey olduğu hayati bir önem taşıdığını belirtmek gerekiyor.

Küçük gruplarla bu tür çalışmaları yaptıktan sonra insanların cinsel eğitime karşı ya da cinselliğe karşı bakış açısının değiştiğini görebiliyoruz.

 Cinsel eğitim de eğer bir eğitim programı hazırlayacaksanız ya da biz kendi eğitim programımızı hazırlarken az önce söylediğim gibi yaş dönemine özel konular koymaya başlıyoruz bir o yaş döneminin gelişim özelliklerini biliyor olmanız lazım. Bunun yanında gelişen çağa paralel olarak bir takım ihtiyaçları oluyor, 3-6 yaşındaki çocuğunda 18 yaşındaki çocuğunda ya da 24 yaşındaki yetişkin bir bireyinde fark etmez o ihtiyaca yönelik kullandığınız dil geliştirdiğiniz materyal söylem şekliniz içeriğin kapasitesi yoğunluğu değişiyor.

 Mesela ilkokul 3. sınıftaki çocuklarla ilk karşılaşmamızda biz önce kadın erkek ya da beden cinsiyet gibi kavramları tartışıyoruz. Bu kavramaları kukla yöntemiyle oyunla anlatıyoruz.  iki tane kuklamız var. Bunlardan biri cinsiyetsiz kuklalar.  Önce o kuklalar konuşuyor arkasından eğer bir biyolojik cinsiyetten bahsediyoruz. İşte bir vulvasının olması, penisinin ve testisinin olmasıyla birlikte kadın ve erkek ya da bedendeki dış görüntü var, kukla maketlerimiz üzerinden anlatıp temelde bu beden bana özel, diğerinin bedeni de diğerine özel algısını oluşturup, bedenin anatomik yapılarından çok kısaca bahsediyoruz.

 O yaşlarda merak söz konusu olduğu için diğer bir eğitim konusu, birbirlerinin bedenlerine müdahale, birbirlerinin bedenlerine izinsiz yaklaşma. Orda da biraz mahremiyet kavramı, beden de sınır, bedenin özel olduğu, ancak bunun sadece genital bölge değil saçımda özel, gözüm de özel, tırnağım da özel bu bedenin tamamı bana ait ve benim isteğim dahilinde ancak birileri benim bedenime müdahale edebilir, dokunabilir, bakabilir. Bunun üzerine oyunlar oynuyoruz onlarla  ve biraz cinsel istismara önlem olabilsin diye bunun arkasından iyi sır, kötü sır, iyi dokunuş, kötü dokunuş kavramlarını yine bunları oyun şeklinde anlatıyoruz..

 

ÇOCUKLARIN KORKUSU

4.- 5. sınıfta yaş ilerledikçe gittikçe durum değişiyor,  5. Sınıfa geldiğinde artık ön ergenlik belirtileri beraberinde geliyor. Bütün bu konuştuğumuz kavramların üzerine ön ergenlikle ilgili konuşmaya başlıyoruz. Bedende yaşayacağı değişimlerle karşılaştığı zaman çoğu korkuyor. Ya da bunu saklama veya reddetme yoluna gidiyor. Biz o değişimlerin normal olduğu, o değişimlerin yaşamın bir parçası olduğu iyi ki olması gerektiğinden bahsediyoruz

 6. - 7. Sınıfta adet kavramını uzun uzun konuşuyoruz.  Âdetin bir kirlilik olarak algılanmasını önemli bir kadın hakları ihlali, önemli bir toplumsal cinsiyet eşitsizliği.  O nedenle hem kızların hem oğlan çocukların adet algısını yıkmaya çalışıyoruz bunu da yine oyun anlatıyoruz. Bu yöntemde flört şiddeti ve toplumsal cinsiyet üzerine 6. Sınıftan itibaren konuşmaya başlıyoruz. Yeni yeni flörtleşmenin başladığı  yeni yeni kadın erkek kavramlarını yetişkinler gibi düşünmeye başladığı dönem. Ve maalesef ki gerek medyada birçok televizyon programları, diziler ya da izledikleri sanatçılardan yola çıkarak hem flört şiddeti hayatlarında normalleşmiş,  hem de toplumsal cinsiyet kalıpları pekişmiş durumda, Biraz minik tartışmalar, oyunlarla birlikte bu kavramaları 6.- 7.sınıfta hayatlarına sunmaya başlıyoruz.

 

SOSYAL MEDYA - PORNO

Flört şiddeti kısmı ile beraber onu daha körükleyen şey sosyal medya kullanımı. Sosyal medyada cinsellik nasıl kullanılıyor. Flört şiddeti ya da bedenin o özelliği nasıl ihlal ediliyor? Özel hayatının gizliliği nasıl ihlal ediliyor? Bunları 7. Sınıfta ve 8. Sınıfta daha fazla konuşuyoruz.

  Şu an Türkiye de 8. Sınıftan itibaren cinsel aktif yani cinsel eylemlere daha fazla başlamış oluyorlar. Bu tabi oğlan çocuklarında daha fazla ya kendinden yetişkin biriyle cinsel birliktelik kurma ya da o dönemdeki sevgilisiyle beraber cinsel aktiviteleri yapma yoluna gidiyor. O yüzden de 8. sınıfa geldiğimiz zaman şu ana kadar anlattıklarımızın yanı sıra yavaş yavaş cinsel davranış kavramından bahsediyoruz. Cinsel davranışlar nedir? Sorumluluk almak nedir? .

Bir davranış yapılıyorsa o sorumluluk dediğimiz kavram işte benim ve sahip oldum değil kendi bedenini kuruyor musun? Onun bedenini koruyor musun? Karşılıklı bir rıza var mı? Ve sen gelişebilecek sağlık sosyal ve psikolojik sorunlarla fark edipte ona göre önlem aldın mı? 8. Sınıftaki çocuk bunu yapamaz. O yüzden biraz vakalarla ki o vakalar da bize gelen vakalar oluyor o vaklarla çocukları biraz düşündürmeye çalışıyoruz.

 Lise dönemine gelince; Bunların üzerinde elimizde daha fazla örnek var.  Çünkü çocuk liseden itibaren daha fazla cinsel aktif olmaya başlıyor. Daha fazla sorunları var.

 Ama 4. Sınıftan itibaren pornoyla karşılaşıyor çocuklar.  O dönem de pornoyu bize savunamıyorlar porno ile ilgili konuştuğumuz zaman çok bir savunma yok. Eğer o dönem de bizimle karşılaştıysa pornoyu bırakma olasılığı ya da onu gerçek görmeme olasılığı yüksek. Ama çocukla liseye kadar karşılaşmadıysak pornoyla ilgili bizimle baya bir mücadele ediyorlar. Çünkü onlara göre ellerindeki en önemli kaynak porno.  Cinselliği pornodan öğrendiklerini söylüyorlar ve derste çatır çatır porno savunuculuğu yapabiliyor.

 Bu dönemde orda gördüklerinin gerçek olduğu ve cinsel hayatın öyle olduğuna dair önemli bir inanışları var. Beden olumlamaları pornodaki gibi. Kendi bedenlerinde de o yüzden de ya zayıf olmak, ya iri memeli olmak veya erkeler için kaslı olmak, penis boyu kavramı lise döneminde atılmaya başlanıyor.

 Biliyoruz ki liseden itibaren birçok oğlan çocuğu penis boyu ölçmeye başlıyor gruplarında, ya da işte meniyi ne kadar uzağa aktarırım yarışmaları yapıyor ve o sistemin bize zorla dayatmaya çalıştığı erkek cinselliğindeki özelikle performans oradan itibaren yerini bulmaya başlıyor.

Performans odaklı, sayı odaklı, santim, boy, kaç kere kavramları orada pornodan aldıkları izlenimlerin etkisiyle oyunlarıyla birlikte hayatlarına geçiyor.

 

KIZLARDA DURUM

Kızlar o dönem de daha sessiz ve kendine çekinik. Çünkü bedenle ilgili yine sistemin dayattığı manken bedenleri, işte şu şu şu ebatta olacaksın düşüncesi, bir taraftan toplumsal cinsiyet kalıpları, bir taraftan flörtün olma zorunluluğu gibi kavramlarla daha sessizler ve çok rahat erkek arkadaşları tarafından yönetilir durumdalar. O yüzden vakaları öyle seçiyoruz ki kızların kedilerini ifade edebilecekleri ortamlar daha fazla olsun diye. O sırada kızlar birlikte yine işte adet algısı, hayır diyebilme ve yaşanılan bu cinsellikle ilgili şeylerde cinsel fizyoloji anlatıyoruz. Burada kadınların da orgazm olduğu, boşalabildiği, kadınların da sistemin de erkekler gibi olduğu, istek dediğimiz şeyin kadınlarda da olabildiğinden bahsediyoruz. lise 2, 3, sınıftan itibaren en çok vurguladığımız şey gebeliği ve hastalığı önlemeye yönelik temel bilgiler de oluyor.  Yöntemleri anlatıyoruz.    Türkiye’ de yöntemlere erişim yaşları nedeniyle zor. Yetişkinler dahi erişemiyor gerçi, O yöntemlere erişemeyeceklerini de vurgulayarak cinsellik içinde ki sınırları konuşmaya başlıyoruz. Cinsel davranışın ne olduğu, sınırların nereye kadar olduğu, sınırların yaşla, deneyimle ve bakış açısıyla nasıl değişeceğinden bahsediyoruz. Benim şimdi şu davranışı neden yapmamam gerekiyor, neden yapmam gerekiyor? Uzun uzun konuşuyoruz. Orda da elimizde yine vakalar var ve yasalardan bahsediyoruz. Kendilerini ilgilendiren yasaları lise 2 den itibaren konuşmaya başlıyoruz.  Gerek 102, 103. Maddeler, gerek ceza hukukunda ki maddelerden söz ediyoruz. Çünkü bir şikâyet durumunda lise çağındaki özelikle oğlan çocukları ceza evine girebiliyor,  Ya da zorla evlendirilmeler olabiliyor. Bu yasalar hakkında onları bilgilendirmeye gayret gösteriyoruz.

 Türkiye'de 18 yaşın altında cinsel ilişki suç özünde ama erken yaş evlilikleriyle birlikte bu da önlenebiliyor. Bu tür kavramlar lise sona geldiğimizde de artık onların çözümlemelerini bekliyoruz. Dersler de önlerine sunduğumuz vakalarla beraber, bunca yıldır aldıkları derslerle birlikte risk algıları ne durumda, hayata nasıl bakıyorlar?  Aradaki boşlukları biz doldurmaya çalışıyoruz.

 Temel olarak verebileceğim örnekler bunlar. Ağırlıklı olarak da cinsel eğitimde kullandığımız yöntem Oyun, vaka, tartışmalar, bir takım kartlar enteraktif, yani onlarla her karşılaştığımız 40 dakika da karşılıklı olarak konuşacağımız konular oluyor.

 

-Bu ders hafta da kaç saat olursa yararlı olur?

2 saatten az olmamalı.

 

-Bir çocuk kendi bedenini ve cinsiyet kimliğini ilk ne zaman tanımaya başlıyor?

Çocuk doğduğu andan itibaren kendi bedeni ile ilişkisi var. Zaten bedeninden haz almak ya da parmağını emmek, anneyi emmek doğduğu anda başlıyor, anne karnındayken parmağını emmek bir cinsel haz, annenin memesini sadece karnını doyurmak için emmiyor bir taraftan da o hazzı alıyor. Dışkı tutması bir cinsel haz.  Şu anda yetişkinler için de geçerli, yani sevişme şekillerini düşünürseniz bunların her biri var, o kaybolmuyor.                    o zamanlar bilinçsiz yapıyor.  Örneğin altı temizlenirken bundan keyif alır,  2- 3 yaşında cinsel organıyla oynamaya başlar anne babalar eyvah bu çocuk sapık oldu mastürbasyon yapıyor diye endişe ediyor, evet mastürbasyon yapıyor ancak bizlerin yetişkinlerin yaptığı gibi evet ben şimdi mastürbasyon yapayım diye yapmıyor. Dokunuyor haz alıyor ve bunu devam ettiriyor.   2-3 yaşından itibaren daha farkında olarak yapmakla beraber okul çağı döneminde bedenin den biraz daha uzaklaşmaya başlıyor artık organıyla, bedeniyle oynamıyor. Ergenlikle birlikte tekrara bedenine geri dönüyor.

Cinsiyet algısı ise yani ben kadınım ya da ben erkeğim kavramlarını söylemesi biyolojik cinsiyetinden bağımsız olarak yaklaşık 3-4 yaşlarında kendini göstermeye başlıyor.  Biyolojik olarak kız olan ya da biyolojik olarak oğlan olan çocuk kendini ifade etmeye konuşmaya başladığı andan itibaren ben aslında bir kızım ben aslında bir oğlanım,  kavramalarını yavaş yavaş söylüyor o dönemden başlayan bu durum ergenlik döneminde bedeniyle daha fazla meşgul olduğu için daha fazla belirginleşiyor. Ergenlik döneminden itibaren kendi bedenini, cinsiyet kimliğini öyle tanımladıysa yetişkinlikte tamamen evet ben kadınım, ben erkeğim ya da ben aslında hiç biriyim de diyebilir.

 

- Cinsiyet kimliğinde biyolojik kimliğinden farklı tanımlama yapan ve ilişkilerini de bu şekilde belirleyenler için genelde eğer karşı cinsle bir deneyim yaşasaydın böyle olmazdın diye yoğun bir baskı olabiliyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Cinsiyet kimliğinin cinsel birliktelikle bir ilgisi yok. Siz kendinize kadın ya da erkek diyebilirsiniz ya da hiç birisi de diyebilirisiniz. Bir tanımlama ihtiyacı da duymayabilirsiniz. O tanımlamaları da aslında sistem bize dayatıyor.  Öyle bir tanıma da ihtiyacımız yok. Biyolojik olarak evet ama kimlik olarak öyle bir tanım koyma bizim işimizi sadece kolaylaştırır ama içimizde yaşadığımız şeyi tanımlamak zorunda değiliz.

 

-Eğitimleri nasıl yapılması daha sağlıklı? karma gruplar mı? Yoksa her cins için ayrı ayrı mı yapılmalı?

 Kesinlikle karma yapılması gerekiyor çünkü evde ya da çevrede ayrı ayrı değil birlikte yaşıyoruz. Karma yapılması aynı zamanda da şu aralar karşılaştığımız hem cinsel istismar hem de kadına yönelik şiddet ile ilgili de birçok şeyi önleyecek. Çünkü cinsel eğitimin özünde bedene saygı, kişiye saygı ve karşı tarafa saygı var. Kendine saygıyı arttırtan bir şey olduğu için birlikte yapılmalı, bunun hiçbir sakıncası yok.

 

- Eminiz bu eğitimlerde ilginç olaylarla da karşılaşmışsınızdır. Bize bunlardan bir kaçını aktarabilir misiniz?

Aslında biz eğitimleri karma yaparken çok büyük sıkıntı çekmiyoruz. Tepki yetişkinler tarafından bize şey geliyor. Niye birlikte yapıyorsunuz, ne gerek var diye .

 Eğitimleri genelde kolejlerde yaptığımız için rehber öğretmenler çocukları karma hazırlıyor ancak sınıf veya branş öğretmenlerinden tepkiler alabiliyoruz.

Bir özel okulda beşinci sınıfta eğitim için beklerken, öğretmenler odasında rehberlik birimiyle beraber oturuyoruz. O sırada bir öğretmen;

- Benim çocuklarıma o kötü şeyleri anlatacak olan siz misiniz?’’ dedi

 Biz de tebessüm ederek, ‘kötü şeyler değil ama sizin çocuklarınızla bir takım şeyleri paylaşacak olanlar bizleriz’  dedik

 O da sınıfındaki öğrencileri kast ederek,

- Benim oğullarımın o tür iğrenç şeyleri olamaz dedi.

“O iğrenç şeyleri dediğiniz ne anlamadım” dedim.

 Sonra biraz daha konuşunca anlaşıldı ki meniden bahsediyor. Biz 5. sınıftaki öğrencilere ‘meni gelebilir, meni olabilir ve bu konuda kaygılanmayın’ mesajını vermeye çalışıyoruz. Çünkü oğlan çocuklarından şöyle bir de tepkiler alabiliyoruz, “İşte o gelecekmiş, patlayacak mı? Canımız acıyacak mı? İçimizden bir şey mi patlıyor da o çıkıyor?” Çünkü abartarak anlatmak ya da güç gösterisiyle anlatmak yaş grubuna has bir şey. Diğerleri olmayanlarsa korkuyor, canım acıyacak, başıma bir şey gelecek nasıl adetle ilgili kızlar korkuyorsa oğlanlar da korkuyor.  Öğretmenin tepkisi ilginçti.

 Yine bir ara ilkokullar da rehber öğretmenle derse girerken, yanında sınıf öğretmeni de oluyordu. Biz konuları anlatmaya başladığımız anda sınıf öğretmeni dersten yüzü kızarmış bir şekilde çıkıyor.  Ve o öğrenciler bunu görüyor. Gördükleri zaman da ‘işte hoca bizden utandı’ diyor. Utanıp çıkan öğretmen, çocukların gözünde başka bir pozisyona düşüyor. Bunun da farkında ve o utanan öğretmenlerden okul yönetimine yine birlikte yapıyoruz? Niye ayrı ayrı yapmıyoruz? Çünkü o erkek öğretmen, oğlan çocuklarının yanın da belki de utanmayacaktı.

  Ama özelikle ilginç olan doktor, hemşire grubuna cinsel eğitim yaptığım bir ilde -ki tanıtımda o eğitimin olduğunu biliyorlardı- bir erkek doktor grubu, “Ne kadar terbiyesizce konuşuyor, niye hem kadınlar hem erkeler varken bu eğitim yapılıyor” diye beni Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne şikâyet etmişti. Bir sağlık çalışanının bu eğitimi ve karma yapılmasını sorgulayıp şikâyet unsuru haline getirebilmesi daha düşündürücüydü benim için.

 

-Bu eğitimi rehber öğretmenler mi vermeli sadece?

 Hayır. Tabi okullarda amacımız programı rehber öğretmenlerin devralması ve yürütmesi ama şart değil, okulda gönüllü olan başka bir öğretmen de olabilir. Önemli olan şey onu nasıl yapacağı ile ilgili bir formasyon aldıktan sonra onu rahatlıkla verebilir ama cinsel eğitim yaparken siz cinsellikle ilgili kendi değerlerinizi, cinselliğe kendi bakışınızı içinizde bir sorgulamış olmalısınız yani yüzünüz kızarıyorsa, tabularınızı sorgulamamışsanız anlatamazsınız. Karşı tarafa bir yararınız olmayacağı gibi, karşı tarafın karşısında titreyen bir ses kızaran bir yüz, gözle kaçırılıyorsa, eğer karşı taraf ergense mutlaka sizinle uğraşır hani zaten utanıyorsun bana ne anlatıyorsun diye, ilkokul çağındaki çocuk ise sizin verdiğiniz bilgiye inanmayacaktır. Ayrıca size acıyıp soru sormaktan çekinecek.

Yani formasyonunu alan her öğretmen yapabilir yapıldıkça da o okulda kızlar ve erkeler arasındaki ilişkiler deki farklılıkları görürsünüz ya da herhangi bir risk durumunda ‘’istismar olabilir, hak ihlali olabilir, flört şiddeti olabilir’’ bunların bildiriminin daha kolay olduğunu fark ettik.

 Hala beni lisesinden mezun olmuş üniversiteye giden öğrencilerim cinsellikle ilgili sorunları olduğunda danışmak amacıyla ararlar. Bu önemli bir şey çünkü danışmalık alacakları yerler yok. İnsanlar da bir de bu bakış açısı da gelişmeye başlıyor.

 

-Bu eğitimlerin genel anlamda toplumumuzun dönüşümüne katkısı ne olacak?

 Eğer sistematik şekilde düzenli yapılır ve yerleştirilirse çok büyük katkısı olur.    Tabi özünde cinsel eğitimin arkasından cinsellikle ilgili kavram değişeceği için sizin cinsel hayatınız bütün özel hayatınızı ve genel sağlığınızı etkiler. Cinsel işlev bozukluklarının her biri genel sağlıkla çok ilişkilidir. Hayatta ki duruşunuz, hayata bakışınız, sağlığınız her şey paralel olarak gidecek.

 Cinsellik politik bir mevzu o yüzden de sizin duruşunuzu, bakış açınızı etkiliyor.

 Şu anda her gün kaç tane kadının öldürüldüğünden bahsediyoruz her gün okullarda sokaklarda ya da şurada burada çocuklara yönelik cinsel istismardan bahsediyoruz. Cinsel eğitim bunların önüne geçeceği gibi, yüzde yüz önleyemese bile en azından bu konuların da fazla konuşulmasını sağlayacak. Bunları yapan insanların eylemlerini azalmasına da neden olacak. Çünkü ben biliyorum, o biliyor o biliyor o zaman çok rahat yapamayacak bu davranışı.

 Bir de toplum içinde bizim normalleştirdiğimiz, fark etmeden yaptığımız birçok şey var. Mesela’’ o benim karım’’ ya da’’ o benim kocam’’. Ben onu memnun etmeliyim, o beni memnun etmeli. Birbirimize yüklediğimiz cinsel anlamlar var. O anlamlar bir yerlerde biriktikçe bizim omuzlarımızda, yaşantımızda, İlişkilerimizde yük olmaya başlıyor. Cinsel eğitim aynı zamanda çiftlerin birbirleriyle bu yükleri  konuşmalarını da kolaylaştıran bir şey.  Yani mutlu bir çift, mutlu bir birey olma yolunda da önemli bir adım.

 Sadece ergenlik döneminde değil yetişkinlerde de çoğu çift birbirleriyle konuşmuyor. Ne kadın erkekle, ne kadın kadınla, ne erkek erkekle sevişiyor ama istediklerini, istemediklerini ya da fantezilerinden çok fazla bahsetmiyorlar. Daha az konuşulan bir alan bu alan. Öyle olunca aslında içimizde biriken bir sürü şey var. İstemediğimiz ya da istediğimiz şeyler. Cinsel eğitim bunlarında ortaya çıkmasını sağlayan bir unsur haline geliyor. Yani kendimi daha iyi ifade edebilirim ve cinsel eğitimle aslında’’ evet isteyebilirim’’,’’ hayır diyebilirim.’’ Her iki uçta ne varsa benim için onları daha rahat dile getirebilirim. Partnerimden, kendimden beklentilerimi çok rahatlıkla söyleyebilirim. Böyle olunca da siz bunları konuşabiliyorsanız sokakta da hayır deme iradesine daha fazla sahipsiniz. Patronunuzla konuşurken başka türden konuşursunuz çünkü özünde kendi bedeninizle birlikte olumlanmış bir duruşunuz, ifade biçiminiz var.  Mahrem hayattaki duruşunuz ile ilgili bir şeyler varsa o diğer kamusal alana da yansıyor. O yüzden cinsellik konusunda kafamız ne kadar rahatsa arkasından diğer alandaki duruşumuz, politik söylemlerimiz, savunuculuğumuzda otomatik olarak değişecek, çünkü cinsellik benimle ilgili bir şey benim özümle ilgili bir şey. Ve ben ne kadar rahat olursam bir şeyleri kendi içimde ne kadar fark edebilirsem o zaman ideolojimi ve diğer şeylerimi savunuculuğumu, evetlerimi, hayırlarımı dışarı da daha rahat söyleyebilirim. Çünkü kendimle iyiyim. O yüzden topluma da etkisi çok

 

-O zaman şöyle diyebilir miyiz? Kadınların toplumda, siyasette, erkeklerle beraberken herhangi bir konuyu tartıştığında biraz daha sessiz durmasında,  daha çekinik davranmasında veya biraz daha geri planda durmaya çalışmasında bu eğitimin bir etkisi var mı?

Kesinlikle var. Toplumsal cinsiyet kavramı ile cinsel eğitimi birbirinden ayırmazsınız apayrı şeyler değil onlar birbirinin içerisinde.

 Cinsel eğitimde siz bedeni anlatırken de, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonu anlatırken de toplumsal cinsiyet eşitliği üzerinden anlatmanız gerekiyor.  O yüzden de cinsel eğitim büyük üst çatı. Onu altında diğer alanları, diğer eğitim çalışmalarını diğer farkındalık çalışmalarını alabilirsiniz bana göre.

 En basitinden solcusu, sağcısı, feministi şusu busu hala adetle ilgili’’ hastalık’’ kelimesini kullanabiliyor. Hastalık negatif bir kelime. Kendine negatif bir kavramı yakıştırıp bunun üzerinden hareket eden birisi farklı alanda, dışarıda kendisini ya da bir şeyi savunurken ne kadar pozitif olabilir? Yada ne kadar savunabilir?

 Hala meme kelimesini söyleyemezken, göğüs derken ya da farklı organlara farklı isimler verirken, ya da vajina diyemeyip de orası dediğimiz yerde nasıl kalkıp bir şeyleri savunacak, nasıl itiraz edecek? Yada hangi ideolojiyi yanına alıp yürüyebilir ki? Toplumsal cinsiyet eğitimleri bir bütün.

Politik alanda yer almak ya da yönetim alanında daha fazla yer almak için de kadının özünde kendisiyle ilgili birçok şeyi bilmesi lazım.

Kadına doğum kontrol yöntemlerini anlatmak,   en basitinden adet ile ilgili hijyeni anlatmak bile bir cinsel eğitimdir. Adet hijyenini konuşmakta bir toplumsal cinsiyet meselesidir. Çünkü orda yapılan bir sürü mesele toplumsal cinsiyet temelli olarak kadının sağlığını bozuyor. Yada gebelikle ilgili bir eğitimde bir toplumsal cinsiyet meselesidir. Bu bakış açısıyla bakılmadığı noktada, kadına, sadece kadına yönelik şiddet eğitimi,  toplumsal cinsiyet eğitimi verdiğiniz yer uzak kaçıyor. Temelinde bir şey var. Ben niye şiddete uğruyorum? Ben niye kadınım? Kadın olduğum için şiddete uğruyorum. Kadınlığımın altında yatan şey sadece vajinamın olması değil ki o algı. Benim cinsel algım. Niye bana hala kız deniliyor? Cinsel eğitimle ancak biz bunları yıkabiliriz özünde

 Yani kadınla erkekler eşittir diye yıkabileceğimiz bir şey değil. O eşitliği benim kavram olarak ve hayatımda örnekler yaşıyor olmam lazım.

 

- Yani sünnet düğünlerinin sürekli olarak şaşalı yapılması, kadınların regl oldukları zaman bunun gizlenmeye çalışılması hep bunların bir devamı şeklinde.

Aynen,  mesela kına gecesi, özünde kurban edilme. Çünkü gerek Anadolu kültüründe gerek birçok dinde kurbana kına yakılma geleneği vardır.

 Kına gecesi hikâyesinden tutunda beyaz gelinlik, beyaz gelinliğin üzerindeki kırmızı kurdele bunların hepsi cinselliğimle alakalı meseleler O cinsellikle ilgili mevzu toplumsallaştırılarak toplumsal cinsiyet eşitsizliği ortaya çıkıyor.  Toplumsal cinsiyet benim cinselliğime değil, cinsellik algısı toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştiriyor özünde zaten.

Cinsel eğitimde bunu da tartışabiliriz. Bekâret kavramı ne için kim için bekâret soyut olan bir şeyi somutlaştırma derdimiz. Gerek gelinlik, gerek kurdele, gerek kına gecesi cinsel eğitimin konusudur bunlar.  Biz lisedeki ya da üniversitedeki çocukla bu kavramları tartışabiliyoruz. Cinsel eğitim de bu da var çünkü. Yetişkinle de tartışıyoruz bu kavramı hani vakalarla, örneklerle…

 Erkek için de aynı şey geçerli. Erkek de o algıyla büyüdüğü için onu bekliyor zaten. Erkek cinsellikte daima o ortaokul döneminde pekiştirilen pornoyla birlikte, performans algısının yerleştirilmesi. Daha doğduğu andan itibaren ‘Oyy, çükünü yiyim’ diye başlayan söylem,  onun penisiyle şahlanması, penisiyle artık yukarı doğru çekilmesi ve yüceltilmesi o çocuğa öğretilen bir şey. Yoksa kendiliğinden olan bir şey değil.

 

-Bu durumda erkeler içinde bir baskı kaynağı çünkü cinsellikte aktif olma ve kendini ispat etme derdi aslında toplumda da kendini ispat etme derdine dönüşüyor. Peki, yaşanılan şiddette bunun etkisi var mı?

 Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bir yerde eşitsizlik varsa iki tarafta mağdurdur özünde, Hani ortada bir pasta var da eşitsizlik durumunu sembolize ettiği için o zehirli bir pasta,   o pastanın kremasını yine de erkeler  yiyor tabi. Ve şikâyet etmiyor çünkü karları daha fazla. Ama tabi zarara da uğruyor.

Mesela sırf erkelerle toplumsal cinsiyet çalışması yaptığımız zaman onları bir dinleseniz, sanki şey yani eyvah bütün dünya başlarına yıkılmış, birçok konuda mağdurlar. Çünkü içinde oda onu yaşıyor.  Güç önemli onlar için. Gerek cinselliğin içerisinde, gerek toplumsal cinsiyet kalıpları içerisinde güç ve iktidar kavramları erkeği yöneten önemli bir mevzu. Penis boyu da bir iktidar kavramıdır. Bir gecede kaç defa erekte olduğu da bir iktidar kavramıdır. İşte birisiyle birlikte olurken o ‘’becerme’’ kavramı da bir iktidar kavramı. Onlardan bir tanesine,  bir şey gelirse iktidarı zarar görecek. İktidarın zarar gördükçe saldırıyorsun zaten, çünkü doğduğu andan itibaren ona güç ve iktidar öğretiliyor. O da sistemin işine geliyor tabi ki ama aslında mağdur ve şiddete çok kolay başvuruyor. Çünkü ‘hakimim, ben yaparım’ algısı var.

 Bunu çocuklar üzerinde yapmak çok daha kolay, çünkü çocuğa hükmetmek kolay. Kadına hükmetmesi de kolay, çünkü onun öğretisinde kadın zaten hükmedilecek olan, kadın zaten gel deyince gelecek olandır. Küçük 8 yaşındaki bir oğlan  çocuğun ablasına ‘bana su getir’  diye bağırması, gayet normal bu toplumda. İktidarı oradan kurmuş. Çünkü onun paşa oğlu.

 O evin paşa oğluna düğün de yapılıyor, paşa oğlunun sırtı da sıvazlanıyor, paşa oğluna ‘hadi oğlum sana bu kızı da alalım’ deniyor. Bu öğretiler o pastanın kreması, o güzel yerini orası olduğu için onlar yiyor ama aslında zehirli bir pasta.

 

-Üst yaş gruplarından da gelip size danışan ya da danışmanlık isteyenler var mı?

 Evet, mahallelerde hem kadınlarla hem erkeklerle cinsel sağlık üzerine, toplumsal cinsiyet üzerine eğitimler yapıyoruz ve arkasından mutlaka bireysel danışmanlıklar da geliyor.  Eğitim ve programlar bittikten sonra hepsinin bunu daha çok yapalım, daha çok yere yayalım gibi talepleri oluyor.

 Burada siz doğru yöntemle ve doğru dille girerseniz kimse ‘ben bu eğitimi istemiyorum’ ya da ben bu çalışmaları istemiyorum demiyor.   Bugüne kadar hiçbir gruptan ‘siz bize kötü şeyler anlatıyorsunuz, saçmalık bunlar’ diyen olamadı.

 Yalnız mahalleye elinizi kolunuzu sallayarak giremiyorsunuz. Bir takım örgütler aracılığıyla girmeniz lazım. Yalnız sorun şu ki işte o örgütler, yerel yönetimler olabilir, kamu kuruluşu olabilir, onlar engel olmaya çalışıyor.  Onlara göre anlatılmaması gereken konular halinde geliyor bu.

 Örneğin Anadolu'da bir kız yurduna eğitime gideceğim ve Milli Eğitim Müdürü beni yanına çağırdı ve ‘Eylem hanım şimdi kızlarımıza eğitim yapacaksınız, kızlarımıza adet falan o tür konuları anlatmayın tamam mı” dedi. Yani âdetin anlatılmamasını isteyen bir milli eğitim müdürüydü. Ve yurttaki en önemli şikâyet de,  Anadolu’dan, köylerinden gelen kızlar, adetle ilgili pet kullanmayı bilmiyorlar, tuvalet kullanmayı bilmiyorlar, tuvaletler tıkanıyor. Çocuklarda hastalıklar var falan, bu tür gerekçelerle cinsel eğitim vermem için beni çağırıyorlar. Çocuklara en azından bunları anlatalım diye… Ve milli eğitim müdürü ‘kızlarımızla adet falan bu tür şeyler konuşmayalım’ diyor. Yani zihin böyle işliyor. Ya da bir belediye başkanı, erkelerle yapacağımız bir çalışmaya, “Yok be hoca, bunlar katılmaz, buralara bunlar gelme. Zaten biliyorlardır, zaten kaç tane çocuk sahibi olmuşlardır” diye hemen önünüzü kesebiliyor. Bunun gibi bir sürü şey…

 

- O zaman şunu söyleyebiliriz, iktidarların aslında okullarda cinsel eğitimi özelikle vermediği, böylece iktidar mücadelesinde kadını geri planda bırakmaya çalıştığı, bunun bilinçli politik bir çalışma olduğunu

Tabi. Sadece kadınlara değil erkelere de siz vermemiş oluyorsunuz ve erkeleri de çok rahat yönetebilirisiniz. Kadınları cinsellik bazlı yönetmek için sadece Türkiye için değil dünyada da bizlere sunulan şey namus ve bekâret kavramı.   Namus ve bekâret kavramları insanlık tarihinde bir yandan hep var ama bunun vajinaya indirgenmesi.  işte kürtaj ya da nüfus politikaları doğum kontrol yöntemlerinin teşviki, yasaklanması bütün bunların siyasallaştırılması, politikleştirilmesi.

 Kadınlar üzerinden bu açıdan devam ederken erkekler açısından da her zaman penis ve performans üzerinden gitmiş

Bana göre kapitalizm ya da emperyalizm ama bir biçimde yönetirken kadını ve erkeği cinsel bazlı yönetirken kadını namusla, bekâretle erkeği ise penis ve güç kavramı üzerinden yönetmiştir. Bu taraftan namus üzerinden varsın veya yoksun diğer tarafta ise penis üzerinde varsın ya da yoksun. Penis eşittir performans yanına birçok şeyi koyabilirsiniz. Bu bir yönetim biçimi. Ama cinsel eğitimle birlikte siz bunların böyle olmadığını anlattığınız noktada bu sistem yıkılır ya da sistem sorgulanmaya başlar buda kimsenin işine gelmez.

Bu dünyanın her yerinde geçerli, sonuçta bu var olan kapitalizminde beslediği bir şey ataerkil, kapitalizm yan yana iç içe geçtiği için sistem bu şekilde bir sarmal olarak devam ediyor. Cinsel eğitim aygınlaşırsa ne olacak? İnsanlar sorgulayacak. İnsanlar kendilerine bakacak, karşı tarafa bakacak, birçok porno satılmayacak belki o sektör olmayacak. Birçok ilaç satılmayacak, erkekler üzerinden çok fazla ürün var. Kadınlar üzerinden de, yani kilolu olup olmamaktan, zayıf olup olmamaya… İşte sporlar, ya da beden algısı bunarlın hepsi, cinselliğin içerisinde kadının o yönetme sistemi. Bir dönem kıyafetler, aynı tip kıyafet sokağa çıkın herkes aynı tip giyiniyor. Buda cinsel açıdan yönetiyor çünkü beğenme beğenilme algımızı da değiştiriyorlar yavaş yavaş ve cinsel eğitimle birlikte bunların hepsini yıkabilirsiniz. O zaman onun temelleri sarsılır ve sistem buna izin vermez niye versin ki

 

-Aslında gördüğümüzden daha derin bir konu

Kesinlikle

 

-Son kez söylemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?

 Cinsel eğitimi çok değişik şekillerde yapabiliriz ama devlet okullarında eğitim sistemine sokamasak dahi  cinsel eğitimlerin toplum temelli çalışmalarla birlikte daha fazla insanı etkileyebileceğimiz düşünüyorum.

 Şunu söyleyelim bir otelde 20 başörtülü muhafazakâr kadına kadın sağlığı ile ilgili bir programının eğitmenliği için eğitim verdiğimde salona  garsonlar girip çıkarken  penis vajina kelimelerini söylediğimde  eğitim alanların  hepsi yere bakıyordu bana bakamıyordu, sadece iki gün sonra hepsi otelde penis vajina kelimelerini kullanıyor, eğitim için kullandığımız penis maketine kondom takabiliyordu telefon da konuşurken orda garson var şu var bu var demeden etraftaki insanlara cinsellikle ilgili bilgiler verebiliyorlardı kendi orgazm olma süreçlerini sorguluyorlar, kendi başlarından gelenleri çok rahatlıkla anlatabiliyorlardı bunlar eğitim başlamasından iki gün sonra oldu.

 Aslında herkesin ihtiyacı yani, o büyük büyük tabular, girdiğiniz yer doğruysa çok çabuk yıkılabilir de. Özünde çünkü o tabuları biz çok isteğimizle de korumuyoruz korkularımız var önümüzde kapı aralayıcılarımızda yok, siz minnacık kapıları aralayın arkasından neler neler geliyor devam ediyor burada mesele aslında doğru yöntemle doğru ulaşım ve şey değil toplum böyle işte ne yapayım, toplum muhafazakâr, muhafazakârlık başörtüsü olsun çarşaf olsun ya da seks işçisi olsun hiç fark etmez ki bilgi hiç birimizde yok o açıdan her birimizin bilgi düzeyi nerdeyse yakın birbirine her birimizin de bilgiye ihtiyacı var yaşam şekli ne olursa olsun hiç önemli değil o bilgiye ulaşmak temel insan haklarıdır insan olarak benim bu bilgiler erişim hakkım olmalı ve ben bu bilgileri ulaşmak için bu kadar debelenmemeliyim. Kolay ulaşabilmeliyim. Özünde bu bir haktır.






FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER SÖYLEŞİ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Serdivan toz içinde...
    Serdivan toz içinde...
  • Bir zamanlar Sakaryaspor...
    Bir zamanlar Sakaryaspor...
  • Yaşamın Kıyısındakiler
    Yaşamın Kıyısındakiler
  • 1.HIDIRELLEZ KARAGÖL YAYLASI TURİZM ŞENLİĞİ YAPILDI
    1.HIDIRELLEZ KARAGÖL YAYLASI TURİZM ŞENLİĞİ YAPILDI
  • Adapazarı'nda 19 Mayıs Coşkusu
    Adapazarı'nda 19 Mayıs Coşkusu
  • NİSAN'DA KAR YÜRÜYÜŞÜ
    NİSAN'DA KAR YÜRÜYÜŞÜ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Şiddete karşı kör müyüz?
    Şiddete karşı kör müyüz?
  • İşçi karıncaların orijinal sesleri...
    İşçi karıncaların orijinal sesleri...
  • Canlı bombaların görüntüleri ortaya çıktı
    Canlı bombaların görüntüleri ortaya çıktı
  • GÜNÜN ANİMASYONU: Tom’un sırrı
    GÜNÜN ANİMASYONU: Tom’un sırrı
  • Grup Yorum'un yeni albümü çıkıyor
    Grup Yorum'un yeni albümü çıkıyor
  • Fındık üreticisinin isyanı...
    Fındık üreticisinin isyanı...
VİDEO GALERİ
YUKARI