Bugun...
Bizi izleyin:



Av. Reyhan Şahin: Kadın erkek hepimiz kaybedeceğiz

Tarih: 12-10-2017 15:06:18 Güncelleme: 12-10-2017 15:37:18 + -


Son günlerin en fazla tartışılan konuların başında gelen 'Müftülüklere Nikah' düzenlemesine ilişkin, Sakarya Barosu Kadın Hakları Komisyonu Üyesi Avukat Reyhan Şahin ile konuştuk.


Av. Reyhan Şahin: Kadın erkek hepimiz kaybedeceğiz

Gün geçmiyor ki hükümetin kadın haklarına yönelik yeni bir saldırısıyla karşı karşıya kalmayalım.  Bir yandan taciz ve tecavüzleri yaslar eliyle aklamaya çalışırken diğer yandan kadınların yıllar süren mücadelesi sonucu Medeni Kanunla elde ettiği hakları geri almak için yoğun bir mesai harcamakta.

Toplumu kendi istediği şekilde dizayn edebilmenin yolunun kadınları değiştirmekte olduğunu gören ve bu konuda canhıraş bir biçimde çaba harcayan hükümet son olarak müftülere nikâh kıyma yetkisini gündeme getirdi.

 Bu tasarının, kadın hakları açısından nelere mal olacağını Sakarya Barosu Kadın Hakları Komisyonu Üyesi Avukat Reyhan Şahin ile konuştuk.

Serap Özer

 

KADIN ERKEK HEPİMİZ KAYBEDECEĞİZ;

-Bildiğiniz gibi son günlerde kadınların haklarına yönelik saldırılar yoğunlaşarak devam ediyor. Son olarak Meclis alt komisyonundan geçen ve kadın örgütlerinin şiddetle karşı çıktığı müftülere nikâh yetkisi tanıyan kanun tasarısı ve bu tasarının kadınların hayatına yansımaları hakkında bize neler söyleyeceksiniz?

Medeni tasanın kabulü 4 Ekim ve kadın hakları açısından çok önemli bir devrim. Cumhuriyetin kuruluş yıllarından bu yana ve Medeni Yasa kadına birey olma hakkını tanıyan bir yasa.  Bu gelen tasarı Medeni Yasa’nın kadın haklarına yönelik tam bir tahrip bombası benim yorumum bu. Kadının var olma mücadelesini, birey olma mücadelesini tümden tahrip edecek bir yasa tasarısı.

Neden? Şimdi biz hukukçular önce kanunların gerekçelerine bakarız, tabi toplum evrildikçe kanunlarda ihtiyaçlara göre değişiklikleri yapılması normaldir ama bu değişikliklerin ihtiyaca binaen yapılması ve hangi kesimleri ilgilendiriyorsa onların da görüşlerinin alınması zorunludur. Bu kanunun gerekçesine bakıyoruz söylenen yeni memurlar görevlendirerek evlenme işlemlerini hız kazandırmak. Şimdi resmi nikâh kıyan belediyelere bakıyoruz önlerinde kuyruk yok. Yani evlenme konusunda kimsenin uzun günler beklendiği yok, ne zaman evlenmek istiyorsa evleniyor insanlar. Diğer bir açıdan bakıyoruz dini nikâh kıymak isteyenler için de bir engel yok. Onu da dileyen hangi dine mensupsa, dilediği dinsel töreni yapabilme özgürlüğüne sahip. O zaman bu kanunun gerekçeleri gerçekten hiçbir temele dayanmıyor. Herhangi bir araştırmaya dayanmıyor ya da dayanıyorsa bizim haberimiz yok.  En azından biz toplum olarak, kadınlar olarak haberdar olmak zorundayız. Konuya gerekçe edilen araştırmalar kamuya da açık olmalı ama bu konuda bir araştırma yapıldığını hiç duymadım. Dolayısıyla gerekçeye baktığımızda hiç uygun bir gerekçe olmadığını görüyoruz. Bu tasarı i insanlar arasında ciddi bölünmelere yol açacak.  Belediyelerde mi evlenmediniz, müftülükte mi evlendiniz? Hatta nikâhın nerede kıyılacağı üzerinden insanlar evlenmeden önce kavga etmeye başlayacak, bu da ayrışmalara sebebiyet verecek. İl, ilçe müftülüklerine verilen bu yetki bir önerge ile imamlara da verilebilecek. Olanlar yine kadınlara olacak.

 

 

-Sizce bu tasarının hazırlanmasında başka hedefler de var mı?

 Bugüne kadar yaşadıklarımıza baktığımızda gerçekten bir ciddi alt proje görüyoruz. Nedir bu proje? Medeni Kanun’da kadınlara dönük ve aslında demokrasinin vazgeçilmez temel unsurlarına ya da anayasanın ve inkılâp Kanunları’nın tahrip edilmesine dönük ciddi bir saldırılar uzun süredir var ve bu yavaş yavaş ve farklı gerekçelerle gizlenerek sürdürülüyor. Biz kadınlar hatta tüm toplum bu tasarının yasalaşmasına engel olmak zorundayız. Aksi halde bu durum toplumda ciddi ayrışmaya sebebiyet verecektir.  Bu konuda cinsiyet ayırımı da yapmaksızın sadece kadınlar diye de ayırmıyorum. Çünkü kadınlar hakları, toplumsal eşitlik, cinsiyet eşitliği ciddi bir demokrasi sorunudur. Dolayısıyla erkeleri de ilgilendirir. Bu tasarı İnkılâp Kanunları ve anayasanın laiklik ilkelisinin ortadan kaldırılmasına dönük bir girişim olacaktır. Dolayısıyla biz bütün bunlara karşı durmak ve yasalaşmamasını engellemek durumundayız. Zaten ciddi bir ayrışma yaşayan kaotik ve sert günlerden geçen bir toplumunun böyle konuda ayrışmaması gerektiği düşünüyorum ve meclisteki tüm partilerin duyarlılıkla hareket etmesini bekliyorum. Çünkü bu tasarı kadın hakları açısından konusunda ciddi kayıplara da neden olacaktır.

 Aynı yasa tasarısı içinde nüfus kanununda da bir değişiklik yapılıyor. Artık kız çocuklarının evde doğurdukları çocukları sözlü bir beyanla nüfusa kaydetmeleri mümkün, yani zaten 2015 de işte dini nikâh resmi nikâhtan önce kıyılması halinde imamlara ve çiftlere verilecek cezayı anayasa mahkemesi iptal etmişti.  2016 yılında çocukların cinsel istismarına yönelik yaş haddi 15’den 12’ye inmişti. Bu değişikliklerin ardından bu tasarıda, hem küçük yaştaki evliliklerin hem de cinsel istismarın yoğunlaşmasına sebebiyet verecek iki önemli değişiklik var ve her ikisi de kadınların hayatından çok şey alıp götürecek.  Kadın cinayetleri, çocuk istismarları artacak

 

-Boşanma durumunda ne olacak? Bildiğiniz gibi hükümet kadını her koşulda aile içinde tutmak için özel bir çaba harcıyor. Bu yasa da her ne kadar şimdilik resmi nikâh gibi görünse de ileride bunun değişmeyeceğinin garantisi yok. İmama nikâhının boşanma akdi ile resmi nikâhın boşanma akdi birbirinden farklı bu halde bizi ne tehlikeler bekliyor?

Çifte hukukluluk yaratılacak diyoruz biz hukukçular. Gerçekten de sizin dediğiniz gibi, biz bu ülkede müftülerin bir sürü açıklamalarını dinledik. Kardeşi ya da annesi dışında elle tokalaşırsa nikâhı düşmüş olur diyen açıklamalara tanık olduk. Şimdi ne olacak?  O zaman evlilikler bu dini ritüelle akdedilirse, her halde boşanmalarda böyle olacak. Her halde kıydıkları nikâhları durmadan tazeleyen müftülerle falan karşılaşacağız gibi durum çıkıyor ortaya. Bu çifte hukukluluk olur. Bu ülke de aynı dine mensup olmayan insanlar için de aynı hakların verilmesi sonucunu doğuracaktır. Hatta belki ilerde mezheplere göre bile değişiklik gösterecektir. Bence ciddi bir bölünme, ayrışma ve bu ayrışmayı din temeli üzerinden yaratma gibi bir sonuçla karşı karşıyayız. Bu hiç kimseye bir kazanç sağlamayacak ama en büyük kaybı kadınlar yaşayacaktır.

 

-Şimdi kadının boşanma hakkı elinden alınmış oluyor mu? Boşanma durumunda kadın hiçbir şey talep edemeyecek mi? Erkek üç kere ‘boş ol’ dediğinde, kadından boşanmış mı oluyor?

Bugün gülümseyerek çok da ciddiye almadan konuştuğumuz bu argümanlar aslında yavaş yavaş gündeme taşınmakta. Sonuç oraya doğru gitmekte. Bugün imkânsız gibi görsek,  sonuçta müftülere verilmiş yetkiyle de resmi bir nikâh akdedilmiş olacak ve doğal olarak hem miras, hem evlilik hem de evlilik birliğinin sona ermesi halinde kadının elde etmiş olduğu medeni haklardan aynı biçimde yararlanacak gibi görsek de, hep böyle adım adım geldik buralara. Ve oralara da gidebileceği gibi bir kaygım var açıkçası.

 

-Yani kadının elinden boşanma hakkı alındığı için hiç istemediği veya tecavüz sonrası mecbur kaldığı bir evliliğe mecbur kalacak ve bir ömür aynı travmayı yaşamaya devam edecek, ama hiçbir yasal hakkı olmadığı için her an kapının önüne de konulabilecek.

Tabi. Zaten günümüzde de yaşadığımız bir konu bu. Mesleğimiz gereği pek çok benzer konularla karşı karşıya kalıyoruz. İşte dini nikâhla evlendik diyorlar, ama resmi nikâh olmadığı için, yarın bir gün iki çocukla üç çocukla ortada kalmış, nafaka bile talep edemeyen, hiçbir hakkı bulunmayan kadınlar var ortalıkta. Bu görüntüyü yaygınlaştıracak hale getirmek, kadınları hep çaresiz, hep zor durumda bırakacak, hep bir erkeğe mahkûm edecek

 

-Mücadele yöntemimiz nasıl olmalı?

 Her iki cins olarak Hiç yorulmadan, hiç bıkmadan, hiç usanmadan mücadele etmeliyiz bu konuda.

 Yalnızca kadınlar kaybedecek değil. Aslında demokrasi kaybedecek, ülke kaybedecek. Tüm toplumun bu konuda duyarlılık göstermesi gerekiyor.

 Kadın hareketlerinin meclis meclise yaptıkları ziyaretlerin ve yürüyüşlerin ne yazık ki engellendiğini görmekten de büyük üzüntü duyuyorum. Bunlardan yılmadan gerçekten sesimizi yükseltmeliyiz. Ve bu tasarı yasalaşmamalı diyorum. 

 

 -Son olarak e söylemek istersiniz?

Dediğim gibi mevcut anayasaya ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ayarlarına geri dönmemiz gereken bir süreçte biz süratle buradan uzaklaşmaya devam ediyoruz. Bu ciddi ve tehlikeli bir süreçtir. Bundan kazanan çıkmaz bundan hepimiz kaybederiz. Ülke olarak da kaybederiz.

 Bizi bulunduğumuz coğrafyada en farklı kılan özelliğimiz laiklik ve bunu hayata geçirmeyen komşu ve çevre ülkelerin geldiği durum ortada. Böyle bir coğrafya da, böyle bir konjonktürde en fazla sahip çıkmamız gereken özelliği alt üst etmememiz gerekiyor.

 

 




Editör: MY



Etiketler :

DİĞER SÖYLEŞİ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Serdivan toz içinde...
    Serdivan toz içinde...
  • Bir zamanlar Sakaryaspor...
    Bir zamanlar Sakaryaspor...
  • Yaşamın Kıyısındakiler
    Yaşamın Kıyısındakiler
  • 1.HIDIRELLEZ KARAGÖL YAYLASI TURİZM ŞENLİĞİ YAPILDI
    1.HIDIRELLEZ KARAGÖL YAYLASI TURİZM ŞENLİĞİ YAPILDI
  • Adapazarı'nda 19 Mayıs Coşkusu
    Adapazarı'nda 19 Mayıs Coşkusu
  • NİSAN'DA KAR YÜRÜYÜŞÜ
    NİSAN'DA KAR YÜRÜYÜŞÜ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Ahmet Şık: Soylu haberi özel bir haber değil aslında
    Ahmet Şık: Soylu haberi özel bir haber değil aslında
  • İKSV Kültür Sanat Kart ile Konuyu Değiştir - Metrobüs
    İKSV Kültür Sanat Kart ile Konuyu Değiştir - Metrobüs
  • Şiddete karşı kör müyüz?
    Şiddete karşı kör müyüz?
  • İşçi karıncaların orijinal sesleri...
    İşçi karıncaların orijinal sesleri...
  • Canlı bombaların görüntüleri ortaya çıktı
    Canlı bombaların görüntüleri ortaya çıktı
  • GÜNÜN ANİMASYONU: Tom’un sırrı
    GÜNÜN ANİMASYONU: Tom’un sırrı
VİDEO GALERİ
YUKARI